Londra doğumlu Daniel Day-Lewis sanatçılarladolu bir aileden geliyor. Sevenoaks School'da eğitim gören sanatçı,Bristol Old Vic School'da oyunculuk okudu ve ilk olarak "Sunday BloodySunday" (1971) filmiyle sinema dünyasına girdi. Bristol Old Vic veRoyal Shakespeare Company tiyatrolarında oyunculuk yaptı ve 1982 yılınakadar bir daha hiç filmlerde oynamadı. "Gandhi"de (1982) rol aldı ancakönemli bir rolde yer aldığı ilk uzun metrajlı film "The Bounty" oldu."My Beautiful Laundrette" ile "A Room with a View" gibi ilginç,şaşırtıcı yapımlarda izleyiciyi avucunun içine alan performanslarverdi. New York'da aynı gün gösterime giren bu iki film onueleştirmenlerin favorisi haline getirdi. New York'lu filmeleştirmenleri onu "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" belirlediler. PhilipKaufman'ın Milan Kundera uyarlaması "The Unbearable Lightness of Being"filminde Juliette Binoche ile başrolleri paylaştı. Jim Sheridan'ın "MyLeft Foot" filmindeki rolüyle Erkek Oyuncu dalında Akademi Ödülükazandı. "The Last of the Mohicans" eleştirmenler arasında değilse de,gişede tam bir başarıydı. Birkez daha Sheridan'la birlikte çalıştığı"In the Name of the Father"da birkez daha Akademi Ödülüne aday oldu."The Boxer" ise birçoklarınca yetersiz bulundu. Arthur Miller'ınMcCharty dönemi eleştirisi oyunu "The Crucible"ın film versiyonundabirkez daha parlak bir performans veren Day-Lewis, filmleriyle olduğukadar aşklarıyla da gündeme geldi. Isabelle Adjani, oyuncu eğitmeniDeya Pichardo ve Arthur Miller’ın aktis olan kızı Rebecca Miller’danoluşan bir aşk dörtgeninde kararsız kalan Day-Lewis, en son RebeccaMiller’da karar kıldı. İkili şöhretin hengamesinden uzakta sakin biryaşam için Floransa’ya yerleşse de Scorsese Day-Lewis’i rahatbırakmadı. İyi ki de bırakmadı, çünkü “New York Çeteleri”nde yinemüthiş bir performans ortaya koyan Day-Lewis, hem filmi hem de kendikariyerini yüceltti. Filmi izleyen herkes, Day-Lewis’in ikinci kezOscar’a uzanacağına kesin gözüyle bakıyor.Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap