Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş YapMümtaz Bey hayatı boyunca kendi bildiği doğrulardan şaşmamıştı…Şerefli, dürüst meslek hayatı süresince, kendisini karısı ve 5çocuğunun geleceğine adamıştı… Çocuklarının hayırlı ve başarılıinsanlar olarak hayata atılmalarını istemişti… Otoriter bir baba olarakgörünse de, bütün sevgisini kalbinde saklamıştı… Çocukları hayataatıldığında, acaba hepsi Mümtaz beyin istediği gibi evlatlar olabilmişmiydi? Bir baba olarak, görevini yapmış olmanın huzurunu yaşıyordu…Büyük oğlu Ahmet, başarılı bir öğrenci değildi, ama karısıyla beraberticarete atılmıştı… Büyük kızı Şule, Tıp Fakültesinde okurken,mutluluğu seçmiş, işadamı İrfan’la evlenmişti… Ali, hukuk fakültesinibitirmiş, Ankara’da avukatlık yapıyordu… Murat, üniversiteyibitirdikten sonra, Amerika’ya yerleşmişti... Şenay müzik öğretmeniolmuş, Anadolu’nun bir köyüne tayin olmuştu… Ancak yıllardır onlardanbihaber olan Mümtaz Bey, çocuklarının hayatındaki gerçeklerin nekadarını biliyordu... Belki bir bölümünü, belki de hiçbirini…Amerika’daki oğlu Murat neden aramıyordu… Peki ya diğerçocuklarının durumuneydi… Mümtaz bey, torunu Ceren ziyarete geldiğinde:“Hayat böyle bir şey kızım... Sen de birgün kendi yuvanı kuracaksın...Senin de çocukların, torunların olacak... Onları kucağına alacaksın...Sevginin ne demek olduğunu anlayacaksın... Ama büyüdüklerinde, kendihayatlarını kurduklarında sen de bir köşede kalacaksın.... İşte o zamanda acının ne demek olduğunu anlayacaksın!..” demişti.Mümtaz Beyyaşadığı yıkımın hüznünü yaşarken, çocuklarının hayatında yerinialırken gördükleri, onlara sağladığı mükemmel bir hayat mıydı, yoksabilmeden yok ettiği gelecekleri miydi… Ama şu an bir tane doğru vardı…Hangi yaşta olursa olsun, hayata hergün yeni baştan başlamak...