10 Ocak 2009, 01:21:59 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Google
Duyurular: Sitemize moderatör alınacaktır!
Moderatör Olmak İçin Tıklayın!!!
 
  ANASAYFA   FORUM   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Pm ile Basvuru
E-Posta ile admin@mixnetforum.com
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
Bilgi için
Pm ile Basvuru
E-Posta ile admin@mixnetforum.com
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
Bilgi için
Pm ile Basvuru
E-Posta ile admin@mixnetforum.com
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
Bilgi için
Pm ile Basvuru
E-Posta ile admin@mixnetforum.com
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
Bilgi için
Pm ile Basvuru
E-Posta ile admin@mixnetforum.com
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
Bilgi için
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: sessiz kalmadılar  (Okunma Sayısı 62 defa)
26 Mayıs 2008, 20:23:09
Administrator
*
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 1319
Nerden: istanbul
Puan: 1004

Üyelik Bilgileri WWW


Utanç her zaman iyidir ki sessiz kalasın. Hele içindeki utanç seniyiyip bitirirse o zaman sessizliğin en üst seviyeye ulaşır ve dahayücelirsin. Sessizliğini ancak doğru zamanda konuşarak bozabilirsin.Fakat doğru zamana kadar sessiz kalmalısın ki o zaman sessizliğin biranlam kazansın. Bir palyaço ve eğlendirici olan Yakup Emici konuştuğuzaman karşılığını alabiliyordu çünkü Yakup içinde kopan fırtınayısadece yeri geldiği zaman ortaya koyuyordu. Panayırlarda, doğum günüpartilerinde ve lunaparklarda. Ona karşılığı gülenler, alkışlayanlar vesevinenler veriyorlardı. Ancak Yakup annesinin sözüne de kafası takılanve bu kısır döngüden kurtulamayan insanlardan biriydi.

Yakup’un annesi yaşadığı süre boyunca sürekli migren ağrılarındanşikayet edip dururdu. Yakup’un utangaç yönünü çok iyi bildiğinden onagüzel bir bahane ve kılıf uydurmayı başarabilmişti. Öncelikle birçocuğu baz alarak yalanını ve korkutma formatını ortaya koydu. Çokkonuşan çocuklar Şeytan’dır. Hele hele azanlar, tutturanlar veşımarıklık yapanlar direkt olarak cehennemin bekçileri olurlar. Yakupçocuk zekasıyla annesinin baş ağrılarını hafifletmek için uydurduğu bumiti öylesine hazmetmişti ki ilk korktuğu unsur annesinin başınıağrıtmamak için susmak değil, Şeytan olmamak için susmaktı.

Bugün sizlerle bir oyun oynayacağız çocuklar. Öyle ki sizi kandırmakisteyecekler ama siz bu yaşınıza rağmen iradenizi kullanarak sessizkalacaksınız ve Tanrı’ya erişeceksiniz. Hanginiz bu oyunu en iyikavrarsa, aranızdan o kişi Tanrı’yla daha çok birlikte olacak ve hattaonunla konuşma şansını bile elde edecek. Şeytan tabi ki devreye girecekve sizin ağzınızı açmanız ve içinizdekileri haykırmanız için sizitahrik edecek. Ona kanıp kanmamanız serbest ama her kim ki bu oyundagalip gelmek istiyorsa sessiz kalmalıdır.

Yakup bu metotlaher zaman Tanrı’ya inanmıştı. Kendince teorileri de vardı Yakup’un. Onagöre Tanrı da bir çeşit eğlendiriciydi. Belki de palyaçoydu ama ensessiz eğlendirici. Belki de bu yüzden en büyük, en tapılan ve enkusursuz varlıktı. Ama Yakup Tanrı sessizliğinde olan başka hiç kimsegöremediğinden herkese acıyarak bakıyordu. Hatta kendisine bile. Amasuç Yakup’un suçu değildi. Nasıl Tanrı’dan başka yer yüzünde bulunanherhangi birisi Tanrı olamıyorsa, Tanrı kadar sessiz kalabilecek birkişi ya da varlık da bu yeryüzünde yoktu. Şu ana kadar gittiği hiçbirdoğum günü partisinde ya da eğlendirici mekanlarda bu formuöğretememişti. Ancak bu sefer planı farklıydı çünkü bu sefer çaba sarfetmiş, düşünmüş ve annesini mutlu edecek bir oyunla çocuklarınkarşısına çıkmayı planlamıştı.

Haziranın dokuzunda Yakup birdoğum günü partisine çağrılmıştı. Dört katlı bir malikanenin bahçesindeverilecek partideki bütün çocuklar diğer çocuklardan farklıydı. Onlaryetenekli ve zeka düzeyi en üstte gezinen çocuklardandı. Hiperaktiftiler ve özel sınıflarda eğitiliyorlardı. Yakup oyununun onlarüzerinde etkili olabilmesi için Tanrı’ya yalvardı. Yakup malikaneyevardığında onu ilk karşılayan kırklı yaşlarında olan ve zengin olduğunuherkese göstermek uğruna takıp takıştıran, sürüp sürüştüren züppe birkadındı. Yakup kadının elini sıkmak için ona uzattığında kadın geritepki vermedi ve Yakup’un eli havada kaldı. Kadının Yakup’a söylediğiilk şey çocukların eğitim seviyelerinin yüksek olduğu ve onlaradikkatli yaklaşması gerektiğiydi. Yakup kuşkuluydu çünkü bu kadar zekiçocukların bir palyaçodan haz alıp almayacakları onu tedirgin etmişti.Bu düşünceyi soru şeklinde kadına yöneltti. Aldığı cevap onu tatminetmemişti. Kadın Yakup’a çocukları katılana kadar güldürmesigerektiğini ve eğer bunu başaramazsa parasının verilmeyeceğini söyledi.Yakup para konusuyla zaten bugüne kadar hiç ilgilenmemişti. Tekdüşündüğü çocukları oyununu oynamaya ikna edip edemeyeceğiydi.

Çocuklar yedi-sekiz yaşlarındaydı. Yakup’u gördükleri ilk anda onadoğru koştular. İçlerinden bir çocuk Yakup’un büyük ayakkabılarıüzerinde tepinmeye başladı. Küçük bir kız çocuğu Yakup’un kırmızısünger burnunu kopardı ve fırlattı. Bir başka çocuk ise elindekilimonata bardağını Yakup’un elbisesine fırlattı. Yakup sinirlenmedi vebütün çocuklardan daire şeklinde dizilerek oturmalarını rica etti.

“Palyaçoya ölüm!!!” nidalarıyla bütün çocuklar Yakup’u yere yatırdılarve teker teker vücudunun üstünde tepinmeye ve abanmaya başladılar.Çocukların annelerinden biri bu hoş karşılamayı gördü ve sinirli birbiçimde çocukların üstüne yürüdü. Yakup’u tekmeleyen oğlunu ondanuzaklaştırdı ve onu ciddi bir tavırla uyardı. Çocuk hafifçenesakinleşti ve Yakup’tan özür diledi. Yakup onun yanağını okşadı vecebinden çıkardığı parçalanmış papatyayı ona verdi. Diğer çocuklar dasakinleşmişti. Yakup uyarılan çocuğun annesine teşekkür ettikten sonrakadının malikanenin ön merdivenlerinden ikinci kata çıkışını seyretti.Bir kez daha daire şeklinde dizilerek oturmalarını rica etti. Bu seferçocuklar Yakup’un ricasına uydu ve dediklerini uyguladılar.

“Sizler yetenekli çocuklarsınız. Bunu kendiniz de biliyorsunuz. Oyüzden sizler için çok ama çok özel bir oyunum var. Aranızdan hiçbiriTanrı’yı görmedi ama görebileceksiniz.” diyerek söze başladı Yakup.

“Bu nasıl mümkün olacak ? Tanrı fiziksel bir varlık değil ki...” dedi çocuklardan biri.

“Nasıl ?” diye sordu bir kız.

Bu sorunun üzerine Yakup ayağa kalktı ve masanın üzerinde duranlimonata sürahisini kırdı. Çocuklar irkildi ama yerlerindenkalkmadılar. Yakup elinde kırık cam parçalarıyla çocuklara yaklaştı ve“işte” dedi. “İşte bunlarla.”

Çocuklar Yakup’un bu hareketine anlam getiremediler.

“Şimdi her birinize bu cam parçalarını vereceğim. Yapmanız gereken tekşey cam parçalarını yanınızdaki arkadaşınızın boynuna saplamak veolabildiğince sert bir biçimde kesmek.”

Küçük bir kız çocuğuayağa kalktı ve bu oyunu oynamak istemediğini söyledi. Yakup kızıyanına çağırdı ve Tanrı’yı görmek isteyip istemediğini sordu.

“Bana ne Tanrı’dan” dedi kız. Yakup kızı kolundan tuttu ve çocuklara doğru yöneltti.

“İşte zeki olduğunu sanan bir kız. Eğer sen bugün böyle diyorsan hiçbirzaman Tanrı’nın yanına yaklaşamazsın. Tanrı’nın en sevmediği şeylerdenbirisi de gürültüdür. Sizler yeterince gürültü yaptınız. ŞimdiTanrı’nın huzurunda özür dilemelisiniz.”

“Yani bu oyunuoynarsak ölecek miyiz ?” diye sordu küçük bir çocuk. Yakup bu sorununona sorulacağından adı gibi emindi. Cevabı da hazırdı.

“Sizlerdaha küçüksünüz. O yüzden gittiğiniz yerde uzun süre sessiz kalırsanızkurtulursunuz ve geri dönersiniz. Sizi kandırmak isteyen Şeytan herzaman yanı başınızda olacak. Ona asla uymayın ve ağzınızı açmayın.Çünkü ağzınızı açarsanız geri dönemezsiniz. Gittiğiniz yere utanarakgidin. Asla kendinizden emin bir şekilde değil.”

“Ya kan kaybından ölürsek ?” diye sordu bir kız.

“Kan gürültüyle akar. Sessizlikle değil.” diye yanıtladı Yakup.

Bu cevabının üzerine çocuklar ikna olmuşlardı. Bazılarının gözündeyseheyecanın doruk noktaları hissedilebiliyordu. Yakup cam kırıklarınıçocuklara dağıldı ve birbirlerinin boyunlarına saplamaları için komutverdi. Çocuklar komutu duydukları anda kırıkları birbirlerinesapladılar. Çocuklar ilk başta hızlıca akan kanın etkisinden dolayı çokkorktular ve Yakup’a baktılar.

“Daha oraya varmadınız. O yüzden kan akıyor. Sessiz olursanız kan duracaktır.” diye konuştu Yakup.

Çocuklar bir bir devrilmeye başladılar. Yakup tarafından sessizoldukları görülebiliyordu ama Tanrı katında sessiz olup olmadıklarıbilinmiyordu. Çocuklar öylece yatıyorlardı ve çimlerin üstüne kanhızlıca yayılmaya devam ediyordu.

Yakup’un bir süre sonraduyduğu ilk şey bir kadın çığlığı oldu. Hemen ardından diğer kadınlarda çığlıklarla Yakup’un üstüne atıldılar.

Yakup’un poliseanlattığı tek şey partideki çocukların annelerinin çocuklarına sessizkalmayı öğretemedikleriydi. Yeteneklerinin, sessiz kalıp doğru zamandakonuşmadıktan sonra hiçbir anlamının olmadığından bahsetti. Yakup’agöre çocukları Şeytan kandırmış ve onları konuşturmuştu. Bu yüzden degeri dönememişlerdi. Her şeyden haberdar olan çocuklar Tanrı’nın neyisevip sevmediğinden habersizlerdi. Yakup bunları söyledikten sonraağzını kapadı ve hücresinde ölene kadar bir daha da ağzını açmadı. Taki doğru zaman gelene kadar. Doğru zaman bir daha hiç gelmedi ki.
Logged
bypaul'adli üyenin imzası

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Copyright © 2007 By ! ' ™PAUL™®
Bütün Hakları Saklıdır!!
|l|lllll|lll||ll||lll|
²¹°¹³²¹³ °¹²¹³
Sponsor Bağlantı

Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Reklamlar
Pm ile Basvuru
E-Posta ile admin@mixnetforum.com
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
Bilgi için
Pm ile Basvuru
E-Posta ile admin@mixnetforum.com
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
Bilgi için
Pm ile Basvuru
E-Posta ile admin@mixnetforum.com
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
Bilgi için
Pm ile Basvuru
E-Posta ile admin@mixnetforum.com
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
Bilgi için
Pm ile Basvuru
E-Posta ile admin@mixnetforum.com
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
Bilgi için
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!